İçeriğe geç
  • Dolar 49,1701 ▲ %0,07
  • Euro 55,0227 ▼ %0,59
  • Sterlin 64,9878 ▲ %0,17
  • Gram Altın 6.533,87 ▼ %0,14
  • Çeyrek Altın 10.761,81 • %0,00
  • Gümüş 96,46 ▲ %1,11
  • Bitcoin 4.209.434 ▲ %1,04
  • BIST 100 12.270,18 ▲ %0,17

Sağlık

Hastalık çok ama romatolog az

Romatizmal hastalıklar ağrıdan ibaret değil. Erken tanı ve düzenli takip edilmediğinde hareket kaybına, sosyal ve ekonomik yükün büyümesine yol açabiliyor. Uzmanlar, ülkede 400 kadar romatolog olduğunu, sayının geçmiş yıllara göre arttığını ancak nüfus ve talebe göre halen yetersiz olduğuna dikkat çekti.

Romatizmal hastalıklar yalnızca eklem ağrısından ibaret değil. Romatoid artrit, ankilozan spondilit, sedef romatizması, lupus, Behçet hastalığı, ailevi Akdeniz ateşi, gut ve Sjögren sendromu gibi çok sayıda hastalık romatoloji uzmanlarının alanına giriyor. 

Milyonlarca kişiyi etkileyen romatizmal hastalıklarda erken tanı ve tedavinin gecikmesi hastalarda eklemler başta olmak üzere kalp, akciğer böbrek, damar ve cilt gibi organlarda kalıcı hasarlar ile ekonomik yük riskini de artırıyor. Romatoloji alanında uzman sayısı geçmiş yıllara göre artsa da nüfus ve artan hasta yükü karşısında mevcut sayı ihtiyacı karşılamaya yetmiyor.   

Türkiye'ye gelen Avrupa Romatoloji Derneği (EULAR) Başkanı Prof. Dr. Xenofon Baraliakos ve Türkiye Romatoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Ahmet Gül, BirGün'e değerlendirmelerde bulundu. 

SAYIDA EKSİKLİK VAR

Romatizmal kas ve iskelet hastalıklarının yüksek bir hastalık yükü oluşturduğunu söyleyen Baraliakos, bu hastalıkların yalnızca ağrıya yol açmadığını, tutukluk, hareket kısıtlılığı ve işlev kaybının da görülebildiğini kaydetti. Baraliakos, ''Sadece ağrı olsaydı bu hastalıklarla daha rahat mücadele edebilirdik. Fakat burada hastanın işlevselliğini zaman içerisinde azaltan kronik bir hastalıktan bahsediyoruz. O yüzden hem yükü ağır hem de yıllar içerisinde kademeli olarak daha da yükseliyor'' dedi. Romatolog sayısının yalnızca Türkiye'de değil Avrupa ülkelerinde de önemli bir sorun olduğunu belirten Baraliakos, EULAR tarafından yapılan çalışmalarda Avrupa'nın birçok ülkesinde romatoloji alanında hekim açığı bulunduğunun görüldüğünü söyledi. ''Romatolog az olduğu zaman hastalar yeterince erken görülemiyor. Doğru tedaviye doğru zamanda erişimleri olmayabiliyor ve doğru şekilde takip edilemeyebiliyor'' diyen Baraliakos, daha fazla romatolog yetiştirilmesi gerektiğini vurguladı. Romatoloji alanındaki tedavilerin son 25 yılda hızla geliştiğine dikkat çeken Baraliakos, genç hekimlerin bu alana ilgisinin artırılması gerektiğini belirterek üniversite müfredatlarında romatolojiye daha fazla yer verilmesinin önemine değindi. 

Türkiye Romatoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Ahmet Gül ise romatizmal kas-iskelet hastalıklarının çok geniş bir grubu kapsadığını belirtti. Gül, iltihaplı romatizmal hastalıkların toplumun yaklaşık yüzde 1-2'sini etkileyebildiğini, romatoid artritin görülme sıklığının dünya genelinde yaklaşık yüzde 0,5, spondiloartritlerin ise yaklaşık yüzde 1 düzeyinde olduğunu söyledi. Bu hastalıkların çocukluktan ileri yaşa kadar geniş bir grupta görülebildiğini belirten Gül, özellikle üretken yaşlarda ortaya çıkan kronik hastalıkların kişilerin sosyal ve mesleki yaşamlarını etkileyebildiğine dikkat çekti. Türkiye'de romatolog sayısının geçmişe göre önemli ölçüde arttığını belirten Gül, bugün 400'ün üzerinde romatolog bulunduğunu söyledi. Ancak nüfusun büyüklüğü ve artan talep dikkate alındığında mevcut sayının hizmet ihtiyacını henüz tam olarak karşılayamadığını da söyleyen Gül, romatoloji yan dal eğitiminin iç hastalıkları veya fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzmanlığının ardından üç yıl sürdüğünü kaydetti: ''Sayıların daha da artması hastaların daha kolay ulaşılması, iş yükünün azalması ve hekimlerin hastalara daha fazla zaman ayırabilmesi açısından önemli.'' 

*** 

KISA SÜREDE HASTA GÖRÜLÜYOR

Romatoloji hizmetinde yalnızca uzman sayısının değil, hastalara ayrılan sürenin de önemli olduğunu belirten Gül, mevcut koşullarda hastaların zaman zaman bir yan dal uzmanından beklenen süreden daha kısa sürelerde değerlendirildiğini söyledi. Gül'e göre sorunlardan biri de hastaların romatolojiye ulaşmadan önceki sevk zincirinde yaşanıyor. Aile hekimleri, iç hastalıkları, fizik tedavi ve rehabilitasyon, ortopedi ve başka branşlar kas-iskelet sistemi yakınmalarıyla başvuran hastaların ilk değerlendirme noktaları olabiliyor. "Romatolojiye bir ön elemeden geçerek gelmeleri gerekiyor" diyen Gül, aile hekimliği ve iç hastalıkları uzmanlarının temel eğitiminde romatizmal hastalıklara ilişkin farkındalığın artırılması gerektiğini söyledi. Türkiye genelinde bu eğitimin aynı nitelikte verilemediğini belirten Gül, bunun hastaların doğru zamanda doğru uzmana yönlendirilmesini güçleştirebildiğini ifade etti. Doğru tanı için hastanın şikâyetlerinin, muayene bulgularının ve gerekli testlerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirten Gül, bazı durumlarda tek bir tetkikin yeterli olmadığını, hastanın zaman içinde izlenmesinin gerekebildiğini ifade etti. Gül, romatizmal hastalıklarda erken ve doğru tanının uygun tedaviye erişim açısından kritik olduğunu belirterek, özellikle iltihaplı romatizmaların tedavisinde son yıllarda önemli gelişmeler yaşandığını söyledi. Ancak bu ilaçların doğru hastaya, doğru zamanda ve gerektiği süre boyunca verilmesinin önemine dikkat çeken Gül, yeterli uzman hekim gücünün bu nedenle kritik olduğunu söyledi. "Gerçekten ciddi sıkıntısı ve ilerleyici hastalığı olan hastalar eninde sonunda gelmeleri gereken yere geliyor. Ama biraz gecikerek olmuş oluyor. Arada da bir fonksiyonel kayıp ve maliyet gelişmiş olabiliyor" diyen Gül, gecikmiş veya etkisiz tedavinin hasta, toplum ve kamu açısından yük oluşturduğunu belirtti. 

Kaynak: Birgun

Sıradaki haber yükleniyor…