İçeriğe geç
  • Dolar 49,4204
  • Euro 55,4110
  • Sterlin 65,5953
  • Bitcoin 4.062.413 ▲ %1,24

Sağlık

Antalya’da 48 yaşındaki hemşire meme kanserini erken tanı ile yendi

Antalya’da yaşayan 48 yaşındaki hemşire, 6 ay ihmal ettiği kontrol sırasında yakalandığı meme kanserini erken tanı ve müdahale ile atlatırken, tedavi sürecini tamamladı ve kadınları kontrollerini aksatmama çağrısı yaptı.

Haberler.com'da yer alan habere göre, Antalya’da yaşayan 27 yıllık hemşire Sibel Saraç, yoğun çalışma temposu nedeniyle ertelediği kontroller sonrası meme kanserinden erken tanı ile kurtuldu. Şırnak'ın Cizre ilçesi ve Kayseri'nin ardından 16 yıldır Antalya’da görev yapan 48 yaşındaki Saraç, üç yıl önce memesinde kitle olduğunu tesadüfen fark etmesi sonucunda hastaneye başvurdu.

Ultrason, mamografi ve biyopsi sonuçları, meme kanserinin birinci evresinin sonu ile ikinci evresinin başlangıcında olduğunu gösterdi. Memedeki kitlenin alınmasının ardından Saraç, 4 kür kemoterapi ve bir ay radyoterapi gördü. Tedavi sürecinde saçları, kaşları ve kirpikleri dökülen hemşire, görev yaptığı Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Toplum Ruh Sağlığı Merkezi'ndeki hastalarının desteğini de hissederek tedavisini başarıyla tamamladı.

AA muhabirine konuşan Saraç, normalde sık sık elle meme muayenesi yaptığını ancak yoğun bir döneme girince 6 ay kontrolünü ihmal ettiğini ifade etti. Kitleyi fark edemediğini dile getiren Saraç, şu sözleriyle anlatımına devam etti: "Bana kanser olmaz diye düşünüyordum çünkü enerjim, yaşama isteğim çok yüksek, heyecanlı biriyim. Asla kanser olmam diye düşünüyordum, hiç dediğim gibi olmadı. Hele ki duygusal bir insan değilim. Çok tesadüfi bir şekilde bulduk kitleyi. Sabaha kadar uyuyamadım, bu kitleyi nasıl fark edemedim diye kendimi harap ettim. Ertesi gün hastaneye başvurdum. Kendi muayenemi kendim yapabiliyordum ama o 6 ayda hayat mücadelesi, bir hengamenin içine girdim ve yapamadım. Yapamadığım dönemde de olay patlak verdi."

"Kendimizi, ruhumuzu, bedenimizi dinlemeliyiz" diyen Saraç, kanser tanısını kabul etmekte zorlandığını da sözlerine ekledi. Dört kür kemoterapinin ardından saçlarının döküldüğünü, bağışıklık sisteminin zayıfladığını ve yıllardır kullandığı antibiyotiklere karşı alerji geliştiğini aktardı. Direnç düşüklüğüne bağlı zona olduğunu ve halen yaraların izlerinin acıdığını belirten Saraç, "Kemoterapinin üstüne bir ay da radyoterapi gördüm, çok meşakkatliydi. Kemoterapi evresi de zorlayıcıydı ama şu anda kendimi hiç hasta gibi hissetmiyorum. İlaç tedavisi görüyorum. Kontroller çok kıymetli. Kesinlikle kontrollere gidilmeli. Kadınlar kendilerini muayene etmeli. Kendimize zaman ayırmalıyız, kendimizi, ruhumuzu, bedenimizi dinlemeliyiz. Kadınlar olarak duygusalız, her şeyi çok yönlü düşünüyoruz. Düz düşünmüyoruz." diye konuştu.

Saraç, rutin kontrol yaptırmanın kolay olduğunu, sağlık ocaklarında, kanser erken tarama merkezlerinde ve hastanelerde kolayca yapılabildiğini belirtti. Mamografiden korkan bazı kadınlara seslenen Saraç, "Mamografi, inanın sonraki yaşayacağınız acılardan çok daha hafif kalır. Ben erken tanı sayesinde çok hızlı sonuç aldım. Ameliyat süreci, kemoterapi ve radyoterapi hepsi iki ayda yapıldı. Birin sonu ikinin başı evre olması benim için çok büyük avantajdı. Kitlenin etrafından alınan sonuçlarım temiz." dedi.

İhmal ettiği 6 aylık dönemde elle kontrol edilse kitleyi çok rahat bulabileceğine dikkati çeken Saraç, kitlenin sert ve kendine has yapısının olduğunu vurguladı.

TürkAta Haber Ajansı

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…