Meme kanserinde yıllık 25 bin yeni tanı: Uzmanlar erken teşhis çağrısı yaptı
Türk Tıbbi Onkoloji Derneği, Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında düzenlediği basın toplantısında, Türkiye'de her yıl yaklaşık 25 bin kadına meme kanseri tanısı konulduğunu belirterek erken teşhisin önemine dikkat çekti.
Türk Tıbbi Onkoloji Derneği, Meme Kanseri Farkındalık Ayı dolayısıyla İstanbul Taksim'de bir otelde basın toplantısı düzenledi. Toplantıda, kadınlarda en sık görülen kanser türü olan meme kanseri hakkında vatandaşları bilinçlendirmek amacıyla uzman hekimler bilgilendirme yaptı. Ayrıca 15 Ekim Dünya Meme Sağlığı Günü kapsamında, ailede kanser öyküsü olmayanların tarama yaptırıp yaptırmaması, mamografinin zararlı olup olmadığı, kemoterapinin zorunluluğu ve bitkisel ürünlerin etkileri gibi konular ele alındı.
Haberler.com'da yayınlanan habere göre, toplantının açılışında konuşan Dernek Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Tülay Eren, meme kanserinin hem dünyada hem de Türkiye'de kadınlarda en sık rastlanan kanser türü olduğunu söyledi. Eren, Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansının GLOBOCAN 2022 verilerine göre ülkede bir yılda yaklaşık 25 bin kadına yeni meme kanseri tanısı konulduğunu tahmin ettiklerini, bunun her gün yaklaşık 70 kadının bu tanıyla karşılaşması anlamına geldiğini ifade etti. Hastalığın sık görülmesine rağmen erken tanı ve doğru tedaviyle başarılı sonuçlar elde edilebildiğini vurguladı.
Eren, erken tanının yalnızca hastalığı daha önce fark etmek değil, kadının ve ailesinin yaşam kalitesini, iş hayatını ve geleceğini korumak anlamına geldiğini belirtti. Taramanın amacının, hastalığı belirtiler başlamadan önce saptamak olduğunu hatırlatan Eren, Türkiye'de 40-69 yaş arası kadınlara iki yılda bir mamografi önerildiğini ve bu taramaların Sağlık Bakanlığına bağlı KETEM merkezlerinde ücretsiz yapıldığını aktardı. Kadınlara şikayetlerini beklemeden tarama yaptırmaları çağrısında bulundu.
Toplantıda söz alan diğer uzmanlar da önemli açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Handan Onur Topuzlu, meme kanserinin erkeklerde de görülebildiğini, hastaların büyük bölümünde aile öyküsü bulunmadığını dile getirdi. Prof. Dr. Gül Başaran, mamografi hakkındaki yanlış inanışlara dikkati çekerek genetik danışmanlığın önemini vurguladı. Prof. Dr. Yeşim Eralp, tedavinin tümörün özelliklerine göre kişiselleştirildiğini, uygun hastalarda kemoterapi dışında da seçenekler bulunduğunu belirtti. Prof. Dr. Özlem Sönmez, bitkisel ürünlerin kanser ilaçlarıyla etkileşime girebileceğini hatırlatarak bilimsel etkinliği kanıtlanmamış yöntemlerin standart tedavinin yerine kullanılmaması gerektiğini söyledi. Prof. Dr. Başak Oyan Uluç ise tedavinin tamamlanmasının ardından düzenli takibin önemine işaret etti.
TürkAta Haber Ajansı